Azınlıkça 58 PDF

Azınlıkça'ya abone olmak için
azinlikca@yahoo.com





 
Hara Nikopoulou ile ilgili hepimizin düşünmesi gereken dersler
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Evren Dede
smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon
[Azınlıkça – Sayı: 57 - Mayıs 2010]
Evren Dede
 
Büyük Derbent azınlık ilkokulu öğretmeni Hara Nikopoulou’nun, Gündem, Millet ve Birlik gazeteleri aleyhine açtığı 3 milyon euroluk tazminat davalarının sebebi, bu üç gazetenin kaynak belirtmeden yayımladıkları, Nikopoulou’nun, “Müslüman öğrencilerinden Allah’ın resmini çizmelerini istediği” iddiasını içeren haberdi.

Bahsekonu davalardan Birlik gazetesi aleyhine açılan 1 milyon euroluk tazminat davası, Nikopoulou’nun İlhan Tahsin ile uzlaşmasının ardından geri çekildi. Tarafların avukatları, İlhan Tahsin’in Birlik gazetesi olarak özür dilemesi ve bu meyandaki bir metni yayımlaması akabinde davanın geri çekilmesi konusunda anlaştılar. Bu çerçevede Birlik gazetesi, davanın görüşülmesinden bir hafta önce, 29 Mayıs Cumartesi günü, Nikopoulou ile ilgili yayımladığı haberin gerçeği yansıtmadığını itiraf ederken, gazete olarak hem okurlarından hem de Hara Nikopoulou’dan özür diledi.  Bir sonraki sayısında ise bahsekonu özür metninde “boldlanması” gereken ifadeler, baskı hatasından dolayı “boldlanamadığı” gerekçesiyle, metnin ilgili bölümünü Birlik gazetesi tekrar yayımladı.

Birlik gazetesinin özrü sonrası ister istemez, Gündem ve Millet gazetelerinin nasıl hareket edecekleri sorusu akla takılıyor. Öyle ya, İlhan Tahsin davayı kazanamayacağını gördüğünden dolayı özür diledi. Çünkü haberdeki iddiayı ispat edecek bir dayanağı yoktu. Ayrıca ispat edilemeyen bir haber üzerinden 3 milyon euroluk davaları millîleştirmek de doğru bir tutum olmazdı. Dolayısıyla, “Yok yere maddî anlamda ağır bir yükün altına girmek, akıl kârı değil” dedi Birlik gazetesi ve özür diledi. Şimdi sıra Gündem ve Millet gazetelerinde. Büyük ihtimalle onlar da Nikopoulou ile uzlaşma yolu arayacaklar. Tabiî İlhan Tahsin’e sunduğu teklifi Nikopoulou onlara da sunarsa. Ve Gündem ve Millet bahsekonu metni yayımlayarak özür dilemeyi kabullenirse…

Hara Nikopoulou ile bu üç gazetenin davalık olmaları bir yana, gelinen son nokta, herkesin düşünmesi gereken dersler içeriyor.

Hara Nikopoulu hakkında:
Evet, Nikopoulou ister kabul etsin ister etmesin, Eğitim Bakanlığı Kültürlerarası Eğitim Özel Sekreteri Thalia Dragona’nın da onun hakkındaki eleştirisinde dediği gibi, “Bir öğretmenin görevi, küçük çocukları politikaya karıştırmak değil, öğrencilerine okumayı yazmayı öğretmektir.”

Ve yine kimsenin ret edemeyeceği bir gerçek, Nikopoulou’nun azınlık okullarına bugüne kadar atanmış, gelmiş geçmiş bütün çoğunluk öğretmenleri arasında en çok sorunla adı anılan öğretmen olarak tarihe geçmiş olmasıdır.

Rekor denecek sayıda habere konu olan Nikopoulou, ki bu haberlerin hiçbiri eğitim konusuyla direkt olarak ilgili değildir, belki de Eğitim Bakanı Diamantopoulou’dan bile daha fazla manşet oldu medyada. Ne kadar hazin, Yunan halkına, Eğitim Bakanının adını sorsanız, istisnasız yüzde doksanı şöyle iki kolunu göğsünün üzerinde çaprazlaştırarak başını öne eğer, bilemedin birkaç dakika düşünür, yani Diamantopoulou’nun adını bilmez, Nikopoulou’nun adını ezbere bildiği kadar…

Dikkat edin, en küçük bir işletmede bile devamlı surette çevresindekilerle kavga eden, tartışan, sürtüşen, işletmedeki uyumu, ahengi bozan, ha bire bulunduğu mekanda huzursuzluk çıkaran, insanları kamplaşmalara sürükleyen ve mutad şekilde ortamı geren bireyler, haklı olup olmadıklarına bakılmaksızın işten çıkarılırlar. Çünkü o küçük işletmenin bile başına bu kadar çok sorun açan kişi velev ustabaşı olsun, velev başaşçı, artık müessenin varlığına zarar verir hâle gelmiştir.

Bu zaviyeden bakınca, üstelik de minik yavruları eğitmekle sorumlu bir ilkokul öğretmeninin, devamlı surette, gerek ulusal gerekse yerel gazetelerin manşetlerinde, hatta neredeyse her hafta televizyon kanallarında gündeme gelmesi karşısında, artık bahsedilen konularda o öğretmenin haklı mı yoksa haksız mı olduğu kısmına hiç bakılmaz. Çünkü öğretmenin kişisel çatışmalarını konuşmaktan dolayı artık bölgede eğitim, çocukların ve ebeveynlerin psikolojisi konuşulamaz hâle gelmiştir.

Baksanıza, Nikopoulou’nun Hristiyan Belediye Başkanıyla kavgası, Türk Konsolosluğu’yla çatışması, okuldaki hademeyle süren Dedeağaç’taki mahkemesi, cami imamıyla bir kova boya yüzünden başlayan çekişmesi, öğrenci velilerinin çocuklarını okula göndermemeleriyle uzayan restleşmeleri, Alevileri sadık Yunan vatandaşı, Sünnileri ise potansiyel düşman görme paranoyası, hatta ve hatta Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle bile olan çatışmalarından dolayı değil mi yahu bunca tantana? Psikolojik sorunları olan birinin davranışlarına denk değil mi bütün bunlar?

Ortada kriterlerse eğer konuşulan, sormak lazım, ideal öğretmen kriterleri midir şimdi bütün bunlar? Çatışmalar, kavgalar, mahkemeler, gerginlikler?

Hara Nikopolou, şimdiye kadar kimsenin bükemediğini düşündüğü bilekleriyle gerdikçe gererken bütün Yunanistan’ı, mikro dünyasında büyük bir zafer kazandığını zannediyor. Oysa o, öğrencileriyle, ebeveynlerle, köylülerle, azınlıkla, yerel idarecilerle, ve hatta Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle bile kavga eden, ve en önemlisi, öğretmen standartlarına aykırı uç eğilimleriyle anılarak tarih sayfalarında yer alacak…

Azınlık basını hakkında:

Hara Nikopoulou ile üç azınlık gazetesinin davalık olmaları ve gelinen son nokta, herkesin düşünmesi gereken dersler içeriyor, demiştik. En önemli ders, azınlık basınına, bize.

İnsan bile bile kendisini gömmek ister mi? Anlaşılan o ki, eğer ortada istenmeyen Nikopoulou durumu varsa, ister!

Oysa internet sitesinde, o herkesle sorunlu Nikopoulou’nun potansiyel olarak yapabileceği aklımıza gayet mâkul gelen bir olayını haber  olarak yayınlasa bile Rodop Rüzgarı, yine de telefon açılmalıydı Baltalı’ya; sorulmalıydı, kaynağı kontrol edilmeliydi. Tutsa, sağlam dese bile kaynağı, sen kendi haberinde ilk haberi yapanı kaynak göstermeliydin, “Rodop Rüzgarı’nın haberine göre” ifadesiyle hazırlamalıydın haberini…

Diğer yandan ideolojik nitelikte taraf olsak bile, eşit uzaklıkta durmalıydık Nikopoulou haberine. Falan köylünün kişisel yorumunu, husumetini, eksik bilgisini karıştırmamalıydık. Diğer bir deyişle, haberi yaparken, haberin kendisine eşit uzaklıkta durmalı, yorum köşesindeyse kadının sorunlu tavırlarına tepki göstermeliydik.

Ama olmadı, büyük bir dikkatsizlik yapıldı, azınlık basınının itibarı zarar gördü. Hara Nikopoulou ile ilgili yapılan onca diğer haber de gerçeklikten koparılmış oldu. Şimdi artık zaman, zarar gören itibarı tekrar kazanma zamanı. Yol uzun...
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yorumlar
Yeni Ekle Ara
mcda  - aaaaaaaaa     |2010-07-09 02:57:07
kadına yazık ettıler kı bı osman aga rahat olsun dıyeeeee
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Web Sayfası:
Başlık:
UBB Kodu:
[b] [i] [u] [url] [quote] [code] [img] 
 
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s
:!::?::idea::arrow:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
News image
News image
News image
News image
News image
News image

 

Joomla 1.5 Templates by JoomlaShine.com