Yunanistan Batı Trakya Haber

Batı Trakya ekonomik sıkıntılı bir süreç geçirecek: Önceden tedbirde fayda var ✍ Evren Dede

Gümülcine Saat Kulesi
Foto: Gümülcine Saat Kulesi - azınlıkça

Küresel Koronavirüs Kovid-19 salgını Çin’de ilk başladığında hiçbirimiz başımıza geleceklerin farkında değildik.

İlk başta Çin’de maske takan insanların fotoğrafları düştü sosyal medyada önümüze. Şaşırsak da pek önemsemedik. Neticede hem ne olduğunu bilmiyorduk hem de Çin’in Wuhan dedikleri Batı Trakya’dan çok uzaktaydı.

Günler ilerledikçe Çin’den daha kötü fotoğraflar gelmeye başladı önümüze. Bir virüs, adı korona diyorlar ancak kodu var Kovid-19 diye mi ne ve insanları öldürüyormuş. Sonra Çin devleti bu kenti karantinaya almış, milyonlarca insan karantinadaymış..

Sonra bir baktık bu virüs yarasadan insanlara geçmiş denmeye başladı, ardından Çin’de bu virüs hakkında ilk uyarıları yapan doktorun ölümü geldi önümüze.

Bütün bunlar yaşanırken Batı Trakya’da yine pek önemsemiyorduk. Neticede çok uzaktaydı bu virüs…

Daha sonra dalga dalga virüs dünyaya yayılmaya başladı. Ülkelerin virüse karşı aldıkları önlemler, ters giden bir şeylerin olduğunu gösteriyordu. Öyle ya, aşırı panik havası yapılan açıklamalarda ve alınan önlemlerin görüntülerinden seziliyordu.

Biz önemsemeye duralım bugün hala aşısı veya ilacı bulunamamış ve uzaylı muamelesi gören Kovid-19 sonunda Yunanistan’a da ulaşıvermişti.

Selanik’te başlayan salgın sırasında Batı Trakya’da da endişeler başladı. Eh artık virüs binlerce kilometre uzakta değildi. Batı Trakya’dan 3 saatlik mesafede ve bir el uzatsa bize doğru değebilecek mesafedeydi.

Sonra olanlar oldu, en başta İskeçe ili etkilendi virüsten. Yurt dışına işçi göçü veren Mustafçova belediyesine bağlı köyle en riskli bölgeler olarak belirlendi.

Akabinde gelen karantina bölge insanının psikolojisini de etkiledi. Daha kırılgan daha çok kızgın insanlar neden böyle oluyor diye tepki göstermeye başladı.

Gümülcine’de vaka var mı soruları, “duydun mu eski bir siyasetçinin dünürü korona olmuş” fısıltıları kasabada dolanırken Yunanistan geneli sokağa çıkma yasağı ve dükkanların kapatılması…

Üst üste gelen onca şey karşısında sakin düşünmek ne mümkün. Bu arada İtalya’da her gün 700 civarı kişinin virüsten can vermesi derken İspanya, İngiltere ve Türkiye derken bir gün içerisinde onlarca yeni ve olumsuz haber akmaya başladı önümüzden.

Peki, ya yurtdışında bulunan Batı Trakyalılar köylerine ve memleketlerine nasıl döneceklerdi.

Sınır kapıları kapanınca ve uçak seferleri durdurulunca kimisi Almanya’da, kimisi Hollanda’da ve kimisi de Türkiye’de mahsur kalmıştı.

Gelebilen geldi. Karantina süresini otellerde geçirdiler. Sıkıntılı bir süreç, ya test pozitif çıkarsa, ya köyümüzün ya ailemizin adı duyulursa? Bu ve benzeri korkular çoğaldı, sanki korona virüsü değil de aklında AIDS virüsüymüş gibi bir utanma duygusuna kapıldı toplum.

Bu arada Batı Trakya’da yaygın olan iki görüş ağırlık kazandı virüse karşı. Çoğunluğu oluşturan grup virüsü ciddiye alıyor ve önlemleri uyguluyorken bir diğer grup da virüsün “yalan” olduğunu yaymaya çalıştı.

Elinde bilimsel hiçbir veri olmadan virüsün yalan olduğunu yayanlar kendilerini öyle kaptırmışlardı ki buna, günde en az 20 defa “yalan bunlar hep oyun” demeye başladılar.

Bütün bu hengamede insanların psikolojilerinin bozulduğu bariz görülmeye başladı. Aslında bu beklenen bir durumdu. Evlere hapsolmuş, sokağa izinsiz çıkamayan, işyerini, dükkanını çalıştıramayan insanlar bir ayı aşkın bu süre zarfında hem para hem de akıl sağlıklarını kaybediyorlar.

Önümüzde 4 Mayıs itibariyle ülkemiz Yunanistan’da koronavirüs önlemleri kapsamında alınan sokağa çıkma yasağının kaldırıldığı güne birkaç gün kaldı.

Çoğumuz bırakılan yerden işlerimize yeniden başlayacak. Aradaki kısa dönem kaybını, telafi etmek için uğraşılacak. Ancak yine pek önemsemediğimiz bir gerçek var önümüzde. Nasıl Çin’in Wuhan kentinde virüs çıktığında önemsememiştik, işte onun gibi bir durum söz konusu.

Bugün küresel ekonomi büyük bir kriz içerisine girmiş durumda. Dev nakliye şirketleri, dev imalat firmaları, dev üretici şirketler ve hiç şüphesiz ülkeler önlerinde kaçınılmaz bir ekonomik krizle karşı karşıyalar.

Biz Batı Trakya’dayız, bizi vurmaz dememiz gerçekçi durmuyor.

Bölgeden çoğumuzun ailesinden en az bir kişi zaten yurt dışında çalışıyordu. İki aydır gidemiyorlar, henüz uçak seferleri başlamadı. Bu nedenle hem para kaybı hem de iş kaybı yaşanıyor. Üstelik bu sıkıntı önümüzdeki dönemde en çabuk karşılaşacağımız problem ve yaşayacağımız sıkıntı bununla kalmayacak.

Ekonomik yardımların azalacağı, turizm ve ulaşım sektörünün ağır darbe alacağı, memleketimiz Yunanistan’ı, komşularımız Türkiye ve Bulgaristan’ı ve son tahlilde bütün dünyayı etkileyecek bir küresel kriz karşısında sıkıntılı bir dönem bizi bekliyor.

Batı Trakya insanı kendi toprağına eker ve kendi hayvanıyla sütünü yumurtasını temin eder. Bu doğru, ancak okutulan çocukların masrafları ve günlük faturalar ve giderler yine halkın belini bükecek gibi gözüküyor.

Umalım korona virüsü sonbaharda tekrar artmasın. Yoksa ucunun Batı Trakya’ya da ulaşacağı ve epey zorlanacağımız bir kış kapıda. Önceden tasarruf ve tedbirde fayda var.

Azınlıkça | Evren Dede – 1/5/2020