Uncategorized

Νihat Çolak: Keçiboynuzu Günleri

Hatta geçen gün, Planet Organic denilen bir sağlıklı ve organik mamuller satan bir mağazaya girdiğimde önümde bir çikolata deneme reyonu vardı. Oradaki görevli bu çikolataların şekersiz, sağlıklı olduğunu ve keçi boynuzundan yapıldığını söyledi. Biraz hayret ettim doğrusu, bu keçi boynuzu ne kadar da değer kazanmış. Bu çikolataların fiyatları tabii, normal çikolataların fiyatlarından üç katı daha pahalıydı.

Keçiboynuzu, Türkçede “harnup” olarak da biliniyor. İngilizcede “carob”, Yunancada ise “χαρούπι”, İspanyolca “algarrobo” olarak biliyor. Burada ilginç olan Avrupa dillerinde keçiboynuzu isminin etimolojik olarak, رُّوبٌ “kharrūb” Arapçadan geliyor olması. Bunun yanı sıra dünyada en fazla keçiboynuzunu İspanya üretiyor, ardından İtalya, Portekiz ve dördüncü üretici de Yunanistan.*

Hz. Mevlana Celaleddin Rumi, Mesnevi’de, “İskender’in Ağaçla Konuşması” hikayesi bölümü altında, Süleyman Peygamberin Mescidi Aksa’da biten keçiboynuzu ile konuşması ve keçiboynuzunun ona ölümünün yakın olduğunu ima etmesi üzerine bir hikayeden bahseder. Mevlana, Mesnevide ‘Ben harup ağacı, konutlar harap ederim, ben çamur ve su ile yapılmış her şeyi harap ederim ‘ diyerek, harrup ve harap kelimesinin yakınlığı ile oynuyor. **

Çocukken, babam kasabadaki Salı pazarına eşekle giderdi. Sabah ezanından sonra yola düşer, geriye de ancak ikindi namazı bazen de akşam ezanında dönerdi. Tabii her defa gelişini dört gözle beklerlerdik, bu defa bize pazardan ne getirecek diye. Getirse getirse en fazla keçiboynuzu getirirdi. O zamanlar para o kadar kısıtlıydı ki, yalnız bize keçiboynuzu almaya yetiyordu. Tabii her defasında biraz hayal kırıklığı yaşıyorduk, çoğunda şeker, meyve gibi tatlı şeyler umuyorduk. En son beklediğimiz şeydi keçiboynuzu. O bakımdan, her gördüğümde keçiboynuzu bana çocukluğumu ve yoksulluğumuzu hatırlatıyor…

Kazantakis ise, Zorba adlı romanında anlatıyor, Zorba Girit adasında, keçiboynuzu ağacının altında gölgeleniyor. Bir gün, dağlarda yürüyorlarmış Zorba, karşıda keçiboynuzu ağacı eken yaşlı bir adamı görüyor. Ona sesleniyor ve şöyle diyor: “Be aptal yaşlı adam! Bilmez misin bunun keçiboynuzu vermesi yetmiş yıl alır?” Yaşlı adam cevap verir: “Ah genç adam, ben sanki hiç ölmeyecek gibi hayatımı yaşıyorum.”

Nihat Çolak – 15.2.2016

*Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Ceratonia_siliqua
** Mesnevi, cilt 4.